Sanat’a “YASAK” olmaz… Vahşet’e YASAK olur…

Merhaba Arkadaşlar,

Daha önce Mrs. Doubdfire adında bir film izlemiştim. Bu filmde ailesinden ayrılmamak ve ailesini geri kazanmak için her türlü çabayı gösteren bir babayı anlatıyor. Bu baba rolünü oynayan oyuncu Robin Williams. Robin Williams bu filmde bir kadın dadı rolüne girerek ailesini geri kazanmaya çalışıyor. Bu filmin aynı konulusu dizi olarak Türkiye’de “Hayatımın Rolü” olarak çekilmiş ve orda “Dadı” babayı oynayan Haluk Bilginer.

Mrs. Doubdfire filmin aldığı Ödüller:

1994 yılında – En iyi makyaj ve Saç Tasarımı Oscarı

1994 yılında – Altın Küre Müzikal veya Komedi Dalında En İyi Film Ödülü

1994 yılında – Altın Küre Müzikal veya Komedi Dalında En İyi Erkek Sinema Oyuncusu Ödülü

1994 yılında – En İyi Komedi Performansı Dalında MTV Film Ödülü

1994 yılında – People’s Choice Favori Erkek Komedi Filmi Oyuncusu Ödülü

1994 yılında – People’s Choice Favori Komedi Filmi Ödülü

Hayatımın Rolü dizisinin aldığı ödüller:

HİÇ

Aslında bana göre her iki erkek oyuncunun oynadığı kadın dadı rolü acayip başarılı. Çünkü bana göre başarılı oyuncu demek, kabul ettiği her rolü oynayabilen ve gerçekten de öyleymiş gibi hissettiren oyuncudur.

Peki sizce neden bir tanesi bir sürü ödül alırken, diğerinin hiç ödülü yok??? Ben bu soruyu anneme sorduğumda annem bana Kanto sanatın ustasını, Huysuz Virjin‘i anlattı. 2007 Yılında sırf kadın rolünde program yaptığı için RTÜK tarafından yasaklanmasını anlattı, hemde Robin Williams tam 13 yıl önce Dünya’da oynadığı kadın rolü için bir sürü ödül almışken.

Huysuz Virjin yani Seyfi Dursunoğlu, 3 gün önce 88 yaşında vefat etti. Keşke bu kadar başarılı bir sanatçıyı tanıyabilme imkanım olsaydı. Bütün varlığını Çocukların eğitimi için bağışlamış, ölümünden sonra Tıp öğrencilerin eğitiminde kullanılsın diye bedenini de bağışlamış, sanat hayatı boyunca insanları çok güldürmüş birini tanımak isterdim. Kadın rolünde program yaptığı için “Kötü örnek” bahanesiyle Seyfi Dursunoğlu yasaklanmış ülkemizde, benim yaşımda ki çocukların bile seyrettiği silahlı, dövüşlü bir sürü diziler var Türkiye’de ama bunlara izin verildiğine göre kötü örnek diye düşünmemeliyiz galiba değil mi????

Ne kadar saçma sapan bir şey, değil mi, silahlar serbest ama sanat yasak deniliyor galiba bize.

Bu nasıl bir mantık….

Benim dayım da bir sanatçı, hem de kocaman bıyıkları var 🙂 onun da oynadığı kadın rolleri var mizah programı yaparken. Ve ben dayımın başarısıyla gurur duyuyorum. Sanat “YASAK” kelimesini içermemeli bence, yoksa sanatçılar bize oynadıkları rolleri nasıl hissettirecekler. Ama vahşet, ölüm, hırsızlık, tecavüz, katillik, bunlar kesinlike yasak olmalı. Ben böyle düşünüyorum arkadaşlar.

Can Arber GÜLKAN

Merhaba benim adım Can Arber Gülkan. 8 yaşındayım. Aralık 2010’da doğdum. Üçüncü sınıf öğrencisiyim. En çok sevdiklerim : bisiklet sürmek, kano yapmak, paraşütle uçmak, kamp yapmak, odamda oyuncaklarımla oynamak ve arkadaşlarımla video oyunu oynamak. Ailemin ve arkadaşlarımın doğum günlerini kutlamayı, Lego yapmayı ve yavru köpek Rafael ile oynamayı da çok seviyorum. Bilgin Yazarlar sizi çok şaşırtacak. Takip edin bizi...

Sanat’a “YASAK” olmaz… Vahşet’e YASAK olur…” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir