Zeus’un bana ve aileme yaşattığı macera

Merhaba arkadaşlar bu hafta ki yazım, benim için çok ilginç bir macera hatırası olan, ve bana göre herkesin ziyaret etmesi gereken muhteşem bir antik kent ile alakalı.

Afrodisias Müzesi

Geçen sene daha önce ki makalemde yazdığım Arapapıştı kanyonuna    (Aydın), giderken başımıza gelenler sayesinde ben bu muhteşem antik kent ile tanıştım.

Aydın’a yaklaşmışken acayip bir fırtınaya yakalandık. Öyle bir fırtınaydı ki arabanın camlarından dışarıyı hiç göremiyorduk, her yer simsiyahtı gerçekten hiç bir şey görünmüyordu ve acaip şimşekler çakıyordu ve dolular yağıyordu ve biz ne tabela görüyorduk ne de yönümüzü anlayabiliyorduk.

Mehmet Çevik amcanın Anatolia’sı

Biz yola çıkarken, Aydın’a yakın olduğu için annem bu antik kenti de görelim demişti, ama babam zamanımız uygun olmadığı için kabul etmemişti. Tam biz bu fırtınanın içindeyken annem gökyüzünden bildiğiniz minik bir lamba gibi gözüken bir ışık gördü. Orada fırtına bitiyor oraya doğru gidelim deyince babam da o ışığı takip etti. Gerçekten de ışığa yaklaştıkça fırtına ve şimşekler azaldı.

Kabartma

Tam bitimine geldik karışımıza “AFRODİSYAS” tabelası çıktı. Annem kahkahalarla gülmeye başladı. Gördünmü, dedi babama, sen istemedin ama, Zeus şimşekleri ile bizi olmamız gereken yere getirdi. Biz böyle vardık AFRODİSYAS’a. Tabi vardığımızda hava artık kararmıştı ve orda konaklamak zorunda kalmıştık, ama nerde kalacağımızı bilmiyorduk. Karnımız da acıkmıştı çok, babam ilk önümüze çıkan restauranta girelim dedi.

Mehmet Çevik amcanın Anatolia’sı

Karanlıkta anlaşılmıyordu ama sabah kalkınca ne kadar muhteşem bir yerde kaldığımızı anladık. Orası Mehmet Çevik amcanın yeri “Anatolia Restaurant”‘mış. https://www.facebook.com/Anatolia-HotelRestaurant-in-Karacasu-GeyreAphrodisias-1440925192849752

Mehmet Çevik amcanın Anatolia’sı

Annem Zeus bizi buraya yönlendirdi derken hiç yanılmamış çünkü hem annem hem babam hem benim için unutulmaz bir gece yaşadık orda, hatta sohbet etmekten sabah ettik de diyebilirim. Mehmet amca Afrodisyas’ın içinde doğmuş, hatta daha benim yaşlarımdayken Afrodisyas kazılarında çalışmış, bize Ara Güler’i, Kazılarını yöneten Dr.Kenan Erim’i , ki Mehmet amca her yıl onun ölüm yıldönümü zamanında onunla kazılarda çalışanları toplayıp anarlarmış.

Biliyormusunuz Ara Güler oralarda fotoğraf çekerken farketmiş AFRODİSİAS’ı, ve Dr.Kenan Erim’i arayıp : “Kenan buralarda acayip şeyler var mutlaka bakmalısın” demiş. Bunu Ahmet amca anlattı bize, ona da tabi Dr.Kenan Erim anlatmış. Bize Afrodisyas için yatırım yapan Koç ailesini, kentin tüm hikayesini gece boyunca anlattıktan sonra, geceyi geçirdiğimiz restaurantın yanında kendi ahşap evinde bizi misafir etti. Muhteşem keyifli ve tamamı sürpriz bir gece yaşamış olduk Mehmet amcanın sayesinde. 

Sabah uyandıran güzellik

Sabah sincapların, tavus kuşların sesleriyle uyandık, hatta benim yattığım tarafta camın dibinde bir sincap beni izlerken uyandım. Ve sabah Mehmet amcaya bize yaşattığı bu unutulmaz gece için teşekkür ettikten sonra sıra AFRODİSİAS’ı gezmeye gelmişti.

Ailemize, gece gece, Tanrı Misafirisiniz deyip ağırlayan Mehmet Çevik amca

Yunan-Roma dönemine ait mimari özellikleri olan bu antik kentin 3.ncü yüzyıla kadar uzanan derin bir hikayesi var. Mehmet amcanın anlatımı ile o zamanlarda orası Avrupanın en büyük heykeltraşlık okuluna sahipmiş. Hatta diğer kentlere heykeller hep oradan gidermiş. Afrodisias o kadar özel bir antik kent ki, UNESCO komitesi, onu 41. Dünya  Mirası olarak ilan etmiş.

Amfitiyatro

Şimdi arkadaşlar size Afrodisias hakkında 10 önemli bilgi vereceğim

  • Söylediğim gibi Afrodisias Ara Güler tarafından keşfedilmiş.
  • Adını Zeus ve Okeanos’un kızı Dione’nun çocuğu, yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tarıçası diye bilinen Afrodit’ten almış. Zeus bizi oraya boşuna yönlendirmemiş 🙂 . Ve bu antik kent Roma döneminde tapınaktı arkadaşlar.
  • Milattan önce 1.yüzyılda Roma imparatoru Augustus  antik kenti koruma altına almış ve üzerinden geçen 200 yılda da kente çok önemli eserler kazandırılmış.
  • Arkadaşlar , günümüzde bile sağlam ayakta durmayı başaran Afrodit tapınağı’nın yapılması  150 sene sürmüş.
Afrodit tapınağı
  • Her yeni dönemde tapınağa eklentiler yapılmaya devam etmiş ve çok tanrılı dine inananların hac yeri olmuş. Sonra hristiyanlığa geçtiklerinde ise kilise olmuş.
  • 1962 senesinde tesadüfle keşfedilen Odeon ve Bishop sarayı o dönemin kültürel faliyetlerin eviymiş. Orada şiir okumaları, konserler, müzikaller ya da halk meclisi gibi faaliyetler yapılıyormuş.
Hadrian Hamamı
  • Roma İmparatoru Hadrian a yapılan büyük bir banyo vardı arkadaşlar hamam da diyebiliriz, iki bölümden oluşuyor, kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yıkanabiliyormuş.
Amfitiyatro
  • Afrodisias’ın ünlü bir tiyatrosu varmış, ama tiyatroları bizim gibi değilmiş onlarda gladiatörler varmış, savaşırlarmış o tiyatrolarda.
Stadyum
  • Afrodisias’ta dünyada bir benzeri olmayan acaip bir stadyum vardı. Babam biraz mühendislikten anladığı için bana yerin üstünde değil de kazarak yapmalarının sebebi zamanla yaşanan doğa olayları yüzünden yıkılmasının engellenmesi için olduğunu anlattı. O zamanlar neler biliyorlarmış. Bu stadyum 30 bin kişilik, 50 metre geniş ve 262 metre uzun. Şekli elips şeklinde yapılmış ki herkes rahat şekilde izleyebilsin. O zamanlar orada atletizm, halk oyunları ve festivaller gerçekleşiyormuş.
Kabartmalar
  • Afrodisias’ın bu kadar değerli olmasının sebebi, Geç Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait acayip kabartma ve yazıtlatın hala bugün de ilk gün gibi korunmuş olması.

Arkadaşlar, Aydın’a giderseniz Afrodisias’ı ziyaret etmeyi sakın unutmayın, hayran kalmak garanti 🙂 . Biz bu ziyaretimizde bir sürü resim çektik, tek tek bakıp eminim sizde benim gibi hayran kalacaksınız. Hoşçakalın, bir sonra ki makalemde görüşmek üzere..

Amfitiyatro’nun giriş tagı
Amfitiyatro bekleme alanı
Amfitiyatro
Kabartma – Yazıtlar (her biri bir hikaye içeriyor)
Kabartmalar
Kabartmalı tabut
Kabartma
Kabartmalı tabut parçası
Güzelliğinden sahiplenin dedi annem bizde önünde durup resim çektirdik 🙂 Afrodit Tapınağı
Koç tarafından yaptırılan taşınabilir müzeden “Nero & Agripine”
Zamanın önemli şahsiyetleri

Can Arber GÜLKAN

Merhaba benim adım Can Arber Gülkan. 8 yaşındayım. Aralık 2010’da doğdum. Üçüncü sınıf öğrencisiyim. En çok sevdiklerim : bisiklet sürmek, kano yapmak, paraşütle uçmak, kamp yapmak, odamda oyuncaklarımla oynamak ve arkadaşlarımla video oyunu oynamak. Ailemin ve arkadaşlarımın doğum günlerini kutlamayı, Lego yapmayı ve yavru köpek Rafael ile oynamayı da çok seviyorum. Bilgin Yazarlar sizi çok şaşırtacak. Takip edin bizi...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir